RSS

Dünyadaki En Büyük Şey

14 Kas

“O seni hiç unutmamış ki.” dedi kadın, gözlerinin içine bakarak. “Başkaları var, ama aklından çıkmıyorsun.”.

Kız gülümsedi. Dalgınca bakmaya başladı masaya gözlerini dikip. Bir şeyler daha söyleyip gitti kadın.

O gider gitmez, önce gözleri doldu. Ağlamaya başladı sonra. Dayanamadım, o an benim de gözyaşlarım akmaya başladı. Ama ağlamadım. Son zamanlarda hep olduğu gibi, nefes borumdan ciğerlerime doğru aktı işte gözyaşları. Ciğerlerimin ıslandığını hissettim.

“Ağlama.” dedim. Zaten sadece bunu diyebilirim bu durumda. Ama ağlamak iyidir aslında. Derdini biliyordum. İşin aslı, onu teselli edebilirdim o an yine. Ama bazen, teselli edeni haksız çıkaracak bolca durum olur. Bu durumda bana susmak düşer.

Sarıldım. Ağlamasını gerektirecek bir şey yoktu. Çünkü, bunu zaten ya biliyordu ya da öyle bir şey yoktu. Eğer varsa, ta en derininden hisseder insan zaten. Karşısındaki gözler bağırır. “Unutamadım ben seni!” diye. Bunun için insan sarrafı olmaya gerek yoktur. Bir zamanlar yürek verdiği her sahibin gözlerini tanır insan, konuştuğu dili bilir. O gözlerin sahibi, “çoktan unuttum” der. Ellerine çok yakın mesafede başka eller görürsünüz. Ama gözler o ellerden kalkıp size döner ve yine bas bas bağırır: “Aslında her gece seni özlüyorum.” Öylece izlersiniz o gözleri size bir şeyler anlatırken. Yüksek ihtimalle sizinkiler de hayatının konuşmasını yapıyordur o sırada. Siz anlamazsınız.

Ama biri sizi unutamadıysa, onu bilirsiniz işte. Bir şekilde bilirsiniz.

O yüzden “ağlama” derken kendimden gayet emindim. Bu bir gerçekse, zaten bunu biliyordu çünkü arkadaşım.

“Sanki her şeyde o var.” dedi, biraz hıçkırıkları dinince. “Her yerde onu görüyorum.”

Seni gayet iyi anlıyorum dostum. Kim anlamaz ki? Doğa her kalbi sevmek için yarattı ve nefes alan herkese sevilecek birini gösterdi. Ve hepsini unutturacak yeni birini, aşık olana dek. O yüzden herkes anlar seni. Herkes acı çekti. Ağlama.

Zaten o da bıraktı ağlamayı. Sonra birdenbire uyuyakaldık. Oysa o sırada, bir masanın etrafındaydık.

Rüyalar gecikir aslında. Bir anlıktır. Ama saatler gibidir. Ve saatler hep, en heyecanlı yerinde biter.

Ağlayan arkadaşım yok oldu ben rüyadayken. Başka arkadaşlar vardı. Önce deniz kenarındaydık, ardından odamdaki mavi halının üstünde belirdik. Dertleştik hep. Dertleştikçe, dert olmayan şeyler de dertleşir. Hayattaki her şey dert olana dek dertleştik. Hayattaki her şey dert olunca da, her şey düzeldi birdenbire. O zaman hepimiz sevdiğimiz insanları küçük bir bardağın içine sığdırabildik işte. Sevdiklerimiz hep derttir başımızın üstünde.

“Her yerde o var.” dedi bir başka dostum.

Dedim ki, “Her yerde onu görüyorsun, değil mi? Dünya küçük. Sadece tesadüf.”

“Tesadüflere inanmam ki.” dedi. Aslında tesadüflere inanmayan bendim. Hayatta en az inandırıcı olan şeydir tesadüf. Ama o an kavrayamadım bir yalan olduğunu o sözcüğün.

“Tesadüf işte, dünya küçük. Her yerde tanıdık görüyoruz.” dedim. Öldürecek gibi baktı bana. O da unutamıyordu onu, düpedüz açıktı bu.

“Kimse söylemedi mi sana? Sen büyüdükçe küçülür dünya.” dedim. Gözlerimin içine baktı. Dostumdu bakan. Gözlerimi açıp kapadım, o’na dönüştü karşımdaki.

“Bilirim.” dedi, “giderek küçülüyor dünya.”

Uyandım.

Sonra yine elime sayfalar alıp, üstüne anlamsız kalem izleri bırakarak onlarca cümle kurdum. Hepsi o’nu anlatıyordu. Bazen, o okul sırasına bakanlar yüzümü göremiyorlardı. Hep kollarımın arasında ve çaresizdi o yüz. Sayfalarca o’nu anlattım bu durumlarda. Her köşede o belirdi, orada olmasa bile, ona benzeyen insanlar yolluyordu ya da yüz hatlarına benzeyen yapraklar, boş duvarlar… Gözlerinin renginde çocuk kazakları veya gülüşüne benzeyen otobüs durakları bile gördüm. Her köşede aynı insan vardı. O sırada yaş ve yaş büyüyordum.

Giderek küçüldü dünya.

Oysa, hayaller de büyür hep, dünya küçüldükçe. İstenebilecek çok şey vardır. Ve her zaman daha fazlası… O yüzden büyür, büyür hayaller hep. Dünyadaki en büyük şey, uçsuz bucaksız ve her denizin akrabası olan okyanus değildir. Ya da bütün topraklar bir olduğu zamanlardaki o kocaman karadan da büyük bir şey var. Hayal o da. Dünyadaki en büyük şeyi isimlendiren kişi, “hayal” demiş ona. Çünkü her zaman büyüyebilir. O büyüdükçe dünya küçülür. Çünkü dünya aslında hep küçüktür.

O’ndan başka şeyler anlatırken, hayallerime kapılıyor insanlar. Kimse söylemedi mi onlara?

Onlar büyüdükçe, küçülür dünya.

About these ads
 
Yorum yapın

Yazan: 14 Kasım 2010 in Valide Hanım

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: